Kurşunlu Manastırı

kursunlu manastiriKurşunlu Manastırı Davutlar’ın Güneyinde, Dilek Yarımadası’nın kuzey yamacında 690 m yükseklikte kayalık ve ormanlık bir alana inşa edilmiş bu dinsel yapıt; konum itibarıyla tüm ovaya ve körfeze hakimdir. Kayalıklar üstünde ve orman örtüsü ile gizemli bir dini mekan görünümündedir.

Rumların Panagia Kursunniatissa dedikleri manastır ‘Panagia’ sözünden anlaşılacağı üzere Meryem anaya adanmışıtır. Kurşunlu ismi ise büyük olasılıkla yapıların üstünü örten kurşundan gelmiş olmalıdır.

Kurşunlu Manastırının ne zaman yapıldığı konusunda tarih vermek mümkün değildir. Konumu nedeniyle Hıristiyanlığın ilk dini eğitim yapıtlarını çağrıştırmaktadır. Ancak yapı tekniği ile Manastırın ana yapısının Bizans dönemine ait olduğunu söyleyebiliriz. 12. ve 13.yy’da önem kazanır ve 19.yy’ın sonuna dek kullanılır. Bizans dönemine ait açık avlulu manastır tipinde olan bu yapıtın en ayakta kalan kısmı kilise kısmıdır.

Defalarca onarım ve bakım yapıldığına ait izler bulunan kilisenin tavanındaki alçı dekorasyon son dönemlerdeki Rum kullanımına aittir. Manastırın çevresinde yıkıntı durumda olan; ofis binasını, keşiş odalarını, mutfak ve yemekhaneyi görebiliriz. Doğuda, Manastır avlusu dışında kalan şapel görüntüsünde mezar odaları dikkat çeker.

Manastır içindeki şapelin tavanının en önemli özelliği ise fresklerdir. İkonoklastik (puta karşı) dönemde simgesel ve geometrik motifler; 9. yüzyılın ikinci yarısında, ikonoklastik dönemden sonra ise, dinsel olaylar ya da kişisel fresklerde gösterilmiştir. Balık, horoz ve üzüm başlıca simgelerdir. Fresklerde, resimler duvara çekilen astar üstüne ya da doğrudan doğruya duvar üstünedir. Konular ise çoğunlukla, Hz.İsa’nın hayatı ve İncil’den alınmıştır. Manastırın Şapeli haç planlı, kubbeli tiptedir.

1.Dünya Savaşı yıllarına kadar burasının çevrede bulunan Rumlar tarafından korunduğu ve kullanıldığına ait bilgiler, o günleri yaşayanların anılarıyla günümüze kadar kilise damında, yapı içinde ve çevresinde büyüyen çam ağaçları, buranın terkedilmişliğiyle ilgili tarihsel veri olarak incelenebilir. Uzun yıllar ihmal edilen bu yapıt çevresinde 2005 yılında Belediye ve Orman İşletmesi işbirliği ile temizlik yapılmış ve ayakta kalan kısımları ortaya çıkarılmıştır.