Başkan Sürücü, “Büyük Menderes Deltası’na sahip çıkılmalı”

buyuk-menderes-deltasina-sahipEkosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD) Başkanı Bahattin Sürücü, Büyük Menderes Deltası’na sahip çıkılması yönünde çağrıda bulundu.

Türkiye’de genel olarak bakıldığında, Milli Parkın delta bölümünün sahip olduğu nitelikli ekosistemlerin oldukça azaldığı görüldüğünü ifade eden EKODOSD Başkanı Bahattin Sürücü, “Alman arkeolog Dr. Annelisese Peschlow’un ‘Ne zaman gelsem huzur buluyorum burada’ dediği, Michael Jackson ve Whitney Houston başta olmak üzere birçok ünlü sanatçının vokalistliğini yapan Amerikalı sanatçı Della Miles’in iki kolunu açarak ‘Muhteşem tablo gibi bir yer’ dediği Büyük Menderes Deltası, benzersiz özellikleri olan önemli bir doğa alanıdır. İki farklı oluşumu barındırması nedeniyle Türkiye’deki Milli Parklar içinde özel bir öneme sahip olan Dilek Yarımadası Büyük Menderes Deltası Milli Parkı’nın, Ege Denizi’ne batıya doğru uzanan Dilek Yarımadası bölümü 1966 yılında, güneye doğru uzanan Delta kısmı 1994 yılında Milli Park kapsamına alınmıştır. Bu anlamda Büyük Menderes Deltası’nın, hem Aydın hem de ülkemiz için ne kadar önemli olduğu bilinmeli ve sahip çıkılmalıdır. Büyük Menderes Nehri’nin getirdiği kumlarla beslenerek oluşan kıyı kumullarına yukarıdan bakıldığında hayranlık duymamak elde değildir” dedi.

“SULAK ALANLARININ ÖNEMİ BÜYÜK”

Deltada yaklaşık 256 adet kuş türünün bulunduğunu ifade eden Başkan Sürücü, “Samson Dağları’ndan gelen dereler, bazı sert kışlarda donanarak müthiş görüntüler sergileyen Şarlak’tan gelen tatlı sular bölgenin ekosistemine can katar. Menderes Deltası; deniz bölümünde zengin Posidonia oceanica türü zengin erişte yataklarının içinde, kıyı kumulları, tatlı ve acı su bataklıkları, stepleri ve karaya doğru uzanan eşsiz yeşil makilikleri içinde denizel ve karasal çok sayıda canlıya ev sahipliği yapar. Sulak alan olması nedeniyle en göze çarpan canlıların başında deltanın kuşları gelmektedir. Yaklaşık 256 adet kuş türü bulunduğu deltanın bayrak türü, nesli küresel ölçekte tehlike altında bulunan Tepeli Pelikan (Pelecanus crispus) olup, ÖKA türleri olan çok sayıda kuşun yaşam alanıdır. 1950’lili yıllarda, Anadolu Parsı’nın (Panthera pardus tulliana) Latmos (Beşparmak) Dağları’ndan, Dilek Yarımadası’na geçişlerine koridorluk yapıyordu bu coğrafya. Sucul bitkilerin yanı sıra, deltanın kumullarında, günümüzde artık oldukça azalan Kum Zambakları beyaz çiçeklerini tüm güzellikleriyle sergiler” diye konuştu.

“ÇEŞİTLİ ENDEMİK BİTKİ TÜRLERİNİN EV SAHİPLİĞİNİ YAPIYOR”

Deltanın kuzey bölgesinde yer alan toprak falezlerin üzeri, Doğa Koruma ve Milli Parklar tarafından Türk Koruma Eylem Planı’na alınan endemik Tüylü Çan Çiçekleri’ne ev sahipliği yaptığını belirten Sürücü, “Bahar aylarında mor renkleriyle görenleri cezbeder. Sadece doğal güzellikler yok tabi. Antik dönemlerde birçok uygarlığın buralarda yaşadığı tarihin sayfalarında yer almakta ve binlerce yıllık insanlık miraslarının günümüze kadar ulaştığı görülmektedir. M.Ö. 499 yılında Perslerle, İon kent devletleri arasında geçen antik dönemin en kanlı savaşı sayılan Lade Savaşı, günümüzde Ege’nin sularından uzaklaşmış bir şekilde deltanın tam ortasında kalmıştır. Bazı kentlerin taraf değiştirmesi sonucu İonların yenilgisiyle sonlanan savaşın sonunda, Miletlilerin bozguna uğraması, Yunan dünyasında öyle bir trajedi olarak algılanmış ki, Atinalı’lı bir oyun yazarının Milet’in Düşüşü adlı dramı sahnelendiği zaman, Atina halkını derin bir yasa büründürmüş. Hatta halkın ağlamaktan perişan olduğunu gören yönetim tarafından oyunun yazarına yüklü bir para cezası verilmiş” şeklinde konuştu.

“BÜYÜK MENDERES DELTASI TARİHE TANIKLIK ETMİŞTİR”

Deltanın kuzeyine hakim küçük bir tepede kurulan Tebai, Samos’la Priene arasında sınır kenti olarak görev yaptığını dile getiren Sürücü, “Çevresinde Priene, Miletos, Tebai gibi antik kentler kurulan deltanın tam ortasından Ege Bölgesi’nin en büyük nehri Büyük Menderes geçer. Kadim toprakların coğrafyasını değiştiren Büyük Menderes Nehri, bir yandan bereket getirirken, bir yandan da sularıyla taşkınlar yaparak etrafı sular içinde bırakmış, ürünleri ve hayvanları yok etmiş. Bu durumdan büyük zarar gören Miletliler, açlıkla karşı karşıya kalınca, topraklarını sular altında bırakan Nehir Tanrısı Meandros’u dava etmişler. Bugüne kadar hiç görülmeyen bu olay, akıl ve özgür düşüncenin ön plana çıktığı bu uygarlıkta normal karşılanmış. Dava sonucunda Miletliler haklı görülerek, zararların ödenmesi için, Didim Apollon Tapınağı’nda bulunan rahipler tarafından, Tanrı Meandros adına zararların karşılanması kabul edilmiş. Deltadaki Karina(Dil) Gölünde yöre insanlarının geleneksel şekilde yaptıkları balıkçılık devam ederken, çıkarılan deniz ürünleri, Karina’nın otantik restoranlarında muhteşem manzaralar eşliğinde gelen ziyaretçiler tarafından tadılmaktadır. Begonvil ve sardunyalarla süslenmiş otantik taş evleri, Arnavut kaldırımlı yolları olağanüstü doğal peyzajıyla eski adı Domatia olan eski Doğanbey, deltanın en güzel görüldüğü yerlerdendir. Önemli kuş alanı, önemli bitki alanı, önemli memeli alanı olması dolayısıyla önemli doğa alanı olan Büyük Menderes Deltası, dünyada giderek yaygınlaşan ekoturizm faaliyetlerinin yapılabileceği Aydın’ın ender yerlerinden biridir” diyerek bölgeye sahip çıkılması gerektiğini söyledi.

Aydın-Gündem 01.05.2020